Borçlar hukuku, kişiler arasındaki borç ilişkilerini düzenleyen ve günlük hayatta en sık karşılaşılan hukuk dalıdır. Sözleşmelerin hazırlanması, alacakların tahsili, haksız fiillerden doğan tazminat talepleri ve kira uyuşmazlıkları bu kapsamdadır. Ofisimiz, borçlar hukukunun karmaşık yapısında müvekkillerine stratejik ve sonuç odaklı çözümler sunar.
"Bir sözleşme sadece kağıt üzerindeki imzalardan ibaret değildir; tarafların gelecekteki hak ve yükümlülüklerinin teminatıdır."
Borç; bir kişinin başka bir kişiye karşı belirli bir davranışı yerine getirme yükümlülüğü altına girdiği hukuki ilişkidir.
Borçlar hukukunun temel kaynağı 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'dur.
Yargıtay, borç ilişkisinde tarafların hak ve yükümlülüklerini sözleşme içeriği ve dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirmektedir.
Tarafların karşılıklı ve uygun irade açıklamalarıyla kurulan sözleşmelerden doğan borçlardır.
Bir kişinin hukuka aykırı ve kusurlu davranışı sonucu başkasına zarar vermesi halinde doğan borç ilişkisidir.
Haklı bir sebep olmaksızın bir kişinin malvarlığının diğer kişi aleyhine artması durumunda iade borcu doğar.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu borcun kaynaklarını genel hükümler başlığı altında düzenlemektedir.
Satış sözleşmesi ile alıcının bedel ödeme, satıcının mal teslim etme borcu doğar.
Bir borcun hangi kaynaktan doğduğu, uygulanacak hükümlerin belirlenmesi açısından önem taşır.
Sözleşme, iki veya daha fazla kişinin hukuki sonuç doğurmaya yönelik karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamasıdır.
Taraflar haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uygun davranmalıdır.
Sözleşmeler yorumlanırken yalnızca kelimeler değil, tarafların gerçek iradeleri ve sözleşmenin amacı dikkate alınır.
Tarafların geçerli bir sözleşme yapabilmesi için fiil ehliyetine sahip olması gerekir.
Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı sözleşmeler geçersiz olabilir.
Geçerlilik şartlarını taşımayan sözleşmeler baştan itibaren geçersiz sayılabilir.
Mahkemeler sözleşmenin geçerliliğini öncelikle re'sen değerlendirebilir.
Kişinin gerçek iradesi ile açıkladığı iradenin uyuşmamasıdır.
Bir kişinin aldatılması sonucu sözleşme yapmasıdır.
Kişinin tehdit veya baskı altında sözleşme yapmasıdır.
Bir tarafın zor durumda kalmasından yararlanılarak açık dengesizlik oluşturulmasıdır.
İrade sakatlığı bulunan taraf belirli şartlarla sözleşme ile bağlı olmaktan kurtulabilir.
İrade sakatlığının varlığı somut olayın özellikleri, tarafların durumu ve deliller birlikte değerlendirilerek belirlenir.
İfa, borçlunun borç konusu edimi sözleşmeye ve kanuna uygun şekilde yerine getirmesidir.
Taraflar aksini kararlaştırmamışsa Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre ifa yeri belirlenir.
Satıcı, satış sözleşmesinde kararlaştırılan malı zamanında ve ayıpsız teslim etmekle yükümlüdür.
İfanın gereği gibi yapılıp yapılmadığı belirlenirken sözleşme hükümleri ve tarafların gerçek amacı dikkate alınır.
Borçlu, kusurlu şekilde borcunu yerine getirmezse alacaklının zararını gidermekle yükümlü olabilir.
Borç konusu edimin yerine getirilmesinin mümkün olmaması halinde borcun sona ermesi veya tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir.
Borçlunun sorumluluğu değerlendirilirken kusur durumu ve zararla olan bağlantısı araştırılır.
Borçlunun, borcunu zamanında yerine getirmemesi ve gerekli şartların oluşması halinde gecikmeden sorumlu olmasıdır.
Vadesi gelen borcunu ödemeyen borçlu, şartları oluşmuşsa temerrüde düşer.
Temerrüt için borcun muaccel olması ve kanuni şartların gerçekleşmesi aranır.
Alacaklının, borçlunun gereği gibi ifa teklifini haklı sebep olmadan kabul etmemesi halinde ortaya çıkar.
Borçlu, teslim edemediği edimi kanunda öngörülen şekilde güvenli bir yere bırakabilir.
Alacaklının kabulden kaçınmasının haklı olup olmadığı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Sürekli borç ilişkilerinde geleceğe etkili olarak sona erdirme işlemidir.
Sözleşmeden geriye etkili olarak kurtulmayı sağlayan hukuki işlemdir.
Ayıplı mal tesliminde kanuni şartlar oluşursa alıcı sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir.
Sözleşmenin sona erdirilmesinde taraf iradeleri ve kanuni şartlar birlikte değerlendirilir.
Haksız fiil; bir kişinin hukuka aykırı ve kusurlu davranışıyla başka bir kişinin malvarlığına veya kişilik değerlerine zarar vermesidir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49 ve devamı maddelerinde haksız fiil sorumluluğu düzenlenmiştir.
Yargıtay, haksız fiil sorumluluğunda zarar ile fiil arasındaki uygun illiyet bağının varlığını özellikle araştırmaktadır.
Haklı bir sebep olmaksızın bir kişinin malvarlığının artması ve diğer kişinin malvarlığının azalması durumunda iade yükümlülüğü doğar.
Zenginleşen kişi, elde ettiği kazanımı sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde geri vermekle yükümlüdür.
Hak sahibinin geri isteme hakkını öğrendiği tarihten itibaren kanuni zamanaşımı süreleri uygulanır.
Sebepsiz zenginleşmede temel amaç, haklı bir sebep olmadan oluşan malvarlığı artışının eski hale getirilmesidir.
Kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmenin giderilmesi amacıyla istenen tazminattır.
Kişilik haklarının ihlali nedeniyle yaşanan elem, acı ve üzüntünün giderilmesine yönelik taleptir.
Tazminat miktarı belirlenirken zarar görenin gerçek kaybı ve tarafların kusur durumu birlikte değerlendirilir.
Satıcının malı teslim, alıcının bedeli ödeme borcu altına girdiği sözleşmedir.
Kiraya verenin kullanım hakkı sağlaması, kiracının bedel ödeme borcu üstlenmesidir.
Yüklenicinin bir eser meydana getirme, iş sahibinin bedel ödeme borcudur.
Vekilin belirli bir işi görmeyi veya işlemi yapmayı üstlendiği sözleşmedir.
Özel borç ilişkilerinde sözleşmenin türü doğru belirlenmeli ve ilgili özel hükümler uygulanmalıdır.
Borçlar hukukunda uyuşmazlığın çözümü için öncelikle borcun kaynağı, sözleşme hükümleri, kusur durumu ve zarar ilişkisi birlikte incelenmelidir.
Ticari ve şahsi sözleşmelerin düzenlenmesi ve revizesi.
Borçlunun temerrüdü, itirazın iptali ve menfi tespit davaları.
Haksız fiil ve sözleşmeye aykırılık nedeniyle maddi-manevi tazminat.
Tahliye, kira tespiti ve kira alacağı davaları.
Cayma hakkı, sözleşmenin türüne (mesafeli satış, kapıdan satış vb.) göre değişir. Genellikle tüketiciler için 14 günlük yasal cayma süresi bulunmakla birlikte, ticari sözleşmelerde bu durum sözleşme maddelerine göre belirlenir.
Öncelikle noter aracılığıyla ihtarname çekilerek borçlu temerrüde düşürülebilir. Sonuç alınamazsa icra takibi başlatılabilir veya alacak davası açılabilir. Alacağın ispatı için yazılı deliller (senet, fatura, sözleşme) önemlidir.
Haksız bir fiil veya sözleşmeye aykırılık nedeniyle zarara uğrayan kişi, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl içinde (her halükarda 10 yıl) tazminat davası açabilir.